Malum faiz oranlarının yüksek olması,yatırımların düşmesi tartışmaları sürerken ülkemizin ticari faaliyetleri ve dünyadaki bazı gelişmelere bağlı olarak da ticaret yaptığımız ülkelerde de bir takım değişiklikler görülmeye başlandı.Bu faktörler bizi ne ölçüde etkiledi? alt alta koyup topladığımızda büyüme ve ihracat oranları bu değişimlere tepki verdi ekonomimizde duraklama yaşanmaya başlandı. Şu anda dünya coğrafyasına baktığımızda en karışık bölge ne yazık ki Ortadoğu.Bazı ülkelerde iç savaş denilecek seviyede karışıklıklarla uğraşması,bazılarında siyasi istikrarsızlık yaşanması, bunların yanına Işid denen örgütünde bölgedeki faaliyetleri Ortadoğu coğrafyasını sınar nitelikte;ayrıca ABD nin Rusyaya ambargo uygulaması dünya ekonomisini ve dünya ticaretini belli bölgelere yönlendirdi.Bu koşullar yatırımcıların daha güvenli limanlara sığınmasını ayrıca bir duraklama süreci yaşanmasına yol açtı.Ülkemiz açısından bakıldığında bu gelişmeler öncesinde, neredeyse İran ile gümrükleri kaldırarak bir Ortak pazar oluşturma düşüncesi ortaya çıkacakken ve dolayısıyla en fazla ihracat yaptığımız ülke İran iken bu gelişmeler ticaretimize sekte vurdu oysa ki o dönemde uzun süredir girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğine 'size ihtiyacımız yok' mesajları verilmeye başlanmıştı.Türkiye Balkanlara daha çok yaklaşmaya başlamış ikili ilişkilerle ticaret anlaşmaları yapıyordu.İşler yolunda görülüyordu.Bu bağlamda şunu konuşmayı uygun buluyorum bizim AB ile ilişkilerimiz ne durumda ya da AB ye girmemiz neye bağlı neye göre girmeli yada girmemeliyiz niçin giremiyoruz AB nasıl bir oluşum ?Türkiye'nin bu oluşumda yeri var mı?
AB nin oluşumuna bakıldığında ilk olarak bir serbest ticaret bölgesi oluşturulduğunu buna bağlı olarak ülkeler kendi aralarında ticareti engelleyecek kota sınırlarını kaldırdığını görüyoruz,sonra dışarıdaki ülkelere ortak gümrük tarifesi uygulayarak kendi içlerinde ticareti arttırmaya çalışmışlardır ve olası verimlilik sorununu ortaya çıkması üzerine bir adım daha ilerleyerek İktisadi birlik oluşturmuşlardır.böylece üretim faktörlerinin tamamının serbestleştirilmesi amaçlanmıştır,bu bağlamda sınırlarda kaldırılmıştı,bütün malların dolaşımı serbest olmuştu ve son olarak ekonomileri tam olarak birleştirmek için parasal birlik haline oluşturulmuştur..Bugünkü AB bir parasal ekonomik birliktir,bu birliğin oluşmasında tam bütünleşme için para politikası önemliydi onun için Avrupa Merkez Bankası kuruldu ve rezerv burada toplandı,sermaye dolaşımı engelleri kaldırıldı. AMB ayrıca ölçeğe geçmeyi kolaylaştırdı arbitraj ve ve döviz kuru riskini ortadan kaldırmıştır.Bu gelişmeler çok sağlam hukuksal tabanın üstüne vatandaşlık ve sosyo-politik anlaşmalar ile oturtturulmuştur.
Ülkeler ekonomik entegrasyon analizi yapılarak birliğe dahil edilmiş.Ülkelerin ticaret yaratıcı veya saptırıcı etkileri göz önüne alınmıştır.Amaç bir siyasi birlik oluşturmak bugün için zor görünse de amaç bu bunun için çalışılıyor ve birliğin ticaret hacmi arttırılmaya ayrıca dünya ekonomisinde nüfuzunu arttırmaya çalışıyor ince eleyip sık dokuyorlar.AB piyasaları etkin kullanan bir birlik durum böyle olunca bende yıllardır sorulan bir soruya cevap vereyim Niye bizi AB ye almıyorlar bunun cevabı bana göre çok açık ve net Türkiye, Rostow'un kalkınma aşamalarına göre olgunlaşma aşamasını yaşamamış bir ülke olarak nihai bir mal üretip bunu pazarlayamadığı için dış ülkelerin mallarına muhtaç bunun içinde enerji, teknoloji gibi temel mallarda var ve bunları ithal etmek zorunda önemli bir nüfusa sahip ve bu nüfus sürekli tüketiyor tüketmek zorunda ve nihai ithal malları sürekli mal talep ediyor; yani Türkiye zaten dışarıdan AB yi fonluyor,ve pazar olarak kullanıyorlar durum böyle olunca niye alsınlar ?








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder