Bu otorite bizim ülkemizde de mevcuttur ve olması gerektiği gibi bağımsızdır.Diğer ülkelerden farklı olarak herhalde sadece biz bu kurumun meşruluğundan yada bağımsızlığından rahatsızız.Merkez bankasının görevi kanunda yazılı olmasına rağmen farklı görevler üstlenmesini istemek inanmadığı bir karar almaya zorlamak ile ne yapılmaya çalışıldığını anlaşılmaz olup hatta çok içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.Başta devletin bir numaralı ismi olmak üzere başbakan,ilgili veya ilgisiz olan bir çok bakan ve bürokratta MB na ayrı görevler ve misyonlar yüklemeye çalışmaktadır.
Merkez bankası başkanı ve kurmayları her ne kadar ekonomi konusunda önemli bir bilgi ve birikime sahip olsalar da bu politik baskıya dayanamayarak inanmadığı davranışlarda bulunmaya başlamış görünüyor.Sıkı para politikası anlayışından taviz vermek istememesine rağmen faiz oranlarının indirilmesi yönündeki baskıyı üzerinden atabilmek için sınırlı da olsa biraz bana göre aceleci bir tavırla indirim yapıyor.
Bu tavır belkide bir orta yol bulabilme çabasıydı fakat bir kez eğilmeye başlayınca üzerine daha fazla yüklenilmeye başlandı.Çeşitli medya organlarında günler,haftalar boyunca Merkez bankası politikaları konuşuldu sanki siyasi bir irade ürünü gibi herkes düşürülmesi veya düşürülmemesi yönünde fikir beyan etmeye başladı.
Şunu belirtmek gerekir ki :Para,faizi sever ama ondan daha çok güvenli bir limanı sever.Spekülasyon güdüsüyle piyasada bulunanları bir kenara bırakırsak herkes parasının öncelikle güvende olmasını ister.Merkez bankasına müdahale yönündeki söylemler kuru arttırıyor.Yatırımlar artsın gelir artsın diye faiz oranlarının düşmesini isteyenler söylemleriyle ülkenin %80 i yabancı para cinsinden borçlu olduğunu unutarak söylemlerine devam ederek kuru artmasına neden oluyor.İnsanların borçlarına borç katıyor.Bu da bir kez daha Merkez bankalarının bağımsız olmasının gerekçesinin ne kadar haklı olduğunu kanıtlıyor.








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder