Bugün başta eğitim, ekonomi, hukuk olmak üzere neredeyse her konuda
bir yapısal reform yapılması gerekliliği konuşuluyor.Başta siyasi partiler
olmak üzere,sivil toplum kuruluşları dahil herkesin ayrı bir reform tanımı ve
gerekçesi var.Gerek Avrupa Birliği ile müzakereler, gerekse mevcut sosyo-ekonomik sorunlar bizi bu reformları yapmaya zorunlu kılsa da yapısal reformlar için bir çok yol haritaları hazırlansa da sıra uygulamaya gelince oldukça yetersiz kaldığımızı düşünüyorum.
Dünya ise Jeremy Rifkin’in dile getirdiği bir devrimin peşinde ‘Üçüncü Sanayi Devrimi’ olarak tabir edilen dönüşüm programının; dünyadaki bir çok şeyi değiştireceği ve dönüştüreceği öngörülüyor. Bu yazımda öncelikle Üçüncü sanayi devrimi nedir? Dünyadaki yanal güçler bu devrime nasıl bakıyor,nasıl hazırlanıyor? sonrasında ise ‘Üçüncü sanayi devriminin ülkemiz üzerinde ne gibi etkiler yaratabileceğini,dünyanın yönünü çevirdiği bu devrime ülkemizin nasıl baktığını açıklamaya çalışacağım.
Birinci ve ikinci sanayi devrimleri her yönüyle insanlık tarihinde
büyük değişimlere yol açmıştır. Her iki sanayi devriminin en önemli ortak
paydası fosil yakıtlar kullanılarak ortaya çıkarılan enerjinin kullanılması ile
bir ekonomik gelişme sağlanmasıydı. Ülkeler ekonomik gelişme ve büyümeyi
gerçekleştirmek için başta doğa olmak üzere insanları,toplumları ve doğal
kaynaklarını aşırı hatta hoyratça kullanmıştır.Bu kaynaklar kullanılırken
cevaplanması gereken bir soru vardı:
Bu durum sürdürülebilir mi? Yani mevcut
kaynakları kullanarak ekonomik gelişme nereye kadar gidebilir?
Öncelikle kömür yataklarının kullanımı,sonrasında petrol
daha sonrasında doğal gaz kullanılarak insanlar ihtiyaç duyulan enerjiyi çeşitlendirerek;bu
kaynakları sınırlı da olsa bu günlere kadar gelmesine vesile olmuşlar ama
insanlık tarihine göre bakıldığında kısa sürede hoyratça kullanılan kaynak
rezervlerin erimesi bu kaynakların sınırlı olduğunu, bu kaynaklara dayalı
üretimin ise sürdürülebilir olmadığını görülmüştür.
Ayrıca fosil yakıtların kullanımı,yeşil alanların tahrip edilmesi sonucu
yer yüzünde sıcaklığın artması yeryüzündeki bütün canlıları tehdit eder
hale gelince; insanlık için çevreye ve doğaya önem veren bir zorunluluk hali
ortaya çıktı.
Üçüncü sanayi devrimi; sürdürülebilir,tükenmesi çok daha uzun
sürecek,yenilenebilir olan çevreyi daha az yoran enerji kaynaklarının
kullanılmasını öngörmektedir.İnsanların daha liberalleşmesinden, toplumsal
olarak dağıtılmış ve işbirliğine dayalı bir yapıya dönüşüme ayrıca bize
geleceğin emaneti olan çevremizi daha iyi koruyabilme,iklim değişikliklerinin
önüne geçebilme şansı tanıyan bir dönüşüm projesi.
1-Yenilenebilir enerjiye geçilmesi
2-Her kıtadaki bina stoklarının kendi bulundukları yerlerde
yenilenebilir enerji toplayabilecek mikro-enerji santrallerine dönüşmesi
3-Kesintili enerjileri depolamak için her binada ve altyapı
genelinde hidrojen ve diğer depolama teknolojilerinin tatbik edilmesi
4-Her kıtadaki enerji şebekesini tıpkı internet gibi işleyerek
enerji paylaşan bir şebeke ağına dönüştürmek için internet teknolojisinin
kullanılması
5-Ulaşım araçlarının,akıllı,kıtasal,etkileşimli bir enerji
şebekesi üzerinden elektrik alıp satabilen elektrikli ve yakıt hücreli
araçlarla değiştirilmesi.(Rifkin:2014,58)
Üçüncü sanayi devrimi tamamen yeşil enerjiye dönüşü organize
etmektedir.Güneş enerjisi,rüzgar panelleri,gel git santralleri ile doğada var
olan ulaşılması çok daha kolay ve ucuz olan bu kaynakları üretime katmak,
gerçek bir devrime yol açabilir.
Üçüncü sanayi devrimi'ne giden yol özellikle gelişmekte olan daha
fakir ülkeler için yararlıdır.İnsanlığın %40'ının hala günde iki dolar yada
altında şiddetli yoksulluk içinde yaşadığını ve büyük bir çoğunluğunun
elektrikten yoksun olduğunu unutmamak gerekiyor. Yüzbinlerce 'enerjisiz' insanı
yoksulluktan çıkarmanın birinci yolu: güvenilir ve makul fiyattan yeşil
enerjiye sahip olmaktır. Bu olmadan diğer her tür ekonomik gelişme imkansızdır.
Enerjinin demokratikleşmesi ve elektriğe evrensel erişim,dünyanın yoksul
halklarının yaşamlarını geliştirmek için en zaruri çıkış
noktasıdır.(Rifkin:2014,93)
Öyle ki üçüncü sanayi
devrimini gerçekleştiren ülkeler ne kadar artarsa dünya daha adaletli daha
yaşanası bir yer haline gelecektir. Bu devrim ekonomik yapıdan,enerjiye,yönetim
şekillerinden,tüketimimize;teknolojiden güç odaklarına,bilginin niteliğine
kadar bir çok şeyi değiştirecektir.Dünyadaki bir çok ülke ve topluluk başta Avrupa Birliği ve Almanya
olmak üzere bu konuya fazlasıyla eğilmekte,bu devrimin ülkeleri ileri
götüreceğini görmekte gerekli olan yatırımları ve uygulamaları yapmaktadır.
Avrupa konseyi ve Almanya Üçüncü sanayi devrimi için 20-20-20
formülüyle (2020 yılına kadar sera gazı salınımında yüzde 20'lik azalma,enerji
verimliliğinde yüzde 20'lik bir artış ve yenilenebilir enerjilerin kullanıma
sokulmasında yüzde 20'lik artışa ) bu devrime geçişi sağlayarak
ABD,Çin,Japonya ve diğer ülkeleri geride bırakmıştır.
Bu
devrimle; Avrupa birliği, dünya içinde yeni,sürdürülebilir bir ekonomik
çevresel programın ön safında yer almayı amaçlıyor.
Peki ülkemiz Üçüncü Sanayi Devrimine nasıl bakıyor ?
Şüphesiz küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda
mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve olan Kyoto
protokolü'nü gönüllü olarak imzalamış ve onaylamış olan ülkemiz
; Protokol ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere
düşürmelerini gerekli kılma yolunda bazı önlemlere başvurmuştur.Kanunlar
çıkarılmış,genelgeler yayımlanmış,özel sektöre bu konuda teşvik edici
programlar ortaya koymuştur.
Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı bir ülke olduğunu ve yıllık 55
milyar dolarlık enerji ithalatı yaptığı bu konumunda; üçüncü sanayi devrimi
enerji sektörü için büyük bir fırsat, bu fırsat değerlendirilebilirse ithalat'ın en önemli kalemi olan enerji
maliyetlerini düşürebilir,yeni enerji kaynaklarının devreye sokulmasıyla da üretim
maliyetlerini düşürerek ihracaatın ithalatı karşılama oranını
yükseltebilir.Şüphesiz bu dönüşüm ülkemizin rekabet gücünü arttıracak ; ülke
ekonomisi için son derece olumlu gelişmelere yol açacağını düşünüyorum.
Fakat bu devrimin uygulama boyutu ülkemizde maalesef son derece sınırlı;
rüzgar panelleri,güneş enerji sistemleri mevcut yani Üçüncü sanayi devriminin
kısmen birinci ayağı uygulanıyor ama diğer taraftan ülke ekonomimizde önemli yere sahip olan
inşaat sektörü için yeşil alanların hızla betonlaşmasına da göz
yumuyoruz.Deyim yerindeyse Ne yardan geçiyoruz ne serden.
Ayrıca '' Her
kıtadaki bina stoklarının kendi bulundukları yerlerde yenilenebilir enerji
toplayabilecek mikro-enerji santrallerine dönüşmesini '' kapsayan ikinci ayağa
geçilememiş görünüyor.
Şöyle ki : Bu uygulamalara başlangıç noktasının kamu binaları olmalısı gerekir.Bu
şekilde toplumda enerji devrimi bilinci oluşturulmalıdır.Ülkemizde bu devrime geçme bilinci oluşması için mesele
Cumhurbaşkanlığı Beştepe Sarayı örnek olabilirdi hala da olabilir,böylece
ülkemize gelen devlet adamları,bürokratlar ve turistlere ülkemizin çevreye
duyarlı bir ülke olduğunu ve yenilenebilir enerjiye geçişte gerekli adımların atıldığı gösterilebilir/di.
Bugün ülkemizle ilgili en büyük övünç kaynağı olan 'Dünyanın en
büyük 20 ekonomisi' içinde yer almamız,bu devrimi gerçekleştiremezsek yani bu
toplum bir sanayi devrimi daha kaçırırsa geçmişte ''3 kıtanın hakimi olan
toplumduk'' gibi bir hatıraya dönüşebilir.Türkiye; İran
Bulgaristan,Yunanistan başta olmak üzere bir çok ülkeden elektrik
ithalatı yapıyor.Enerji kalemlerinin en ulaşılabilir olanında bile dışa
bağlıyız,bu da bizim böyle bir dönüşüme ihtiyacımız olduğu gerçeğini yüzümüze bir
kez daha vuruyor.
Daha önceki sanayi devrimlerini kaçırmanın toplumumuza ne gibi
bedeller ödettiğini unutmadan,bu konuda toplum olarak mutabık olmamız gerekiyor; ya belli şartlar altında,bize verilenle
yetineceğiz(teknolojiyi,enerjiyi,bilgiyi dış ülkelerden alıp;dış ülkelerin
istediği mal sepetini üretmeye devam edecek,suni çözümlerle yolumuza devam edeceğiz)
yada yakın gelecekte gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki
makası daraltacak olan bu devrime dört elle sarılacağız. Vereceğimiz cevap ve
politikalarımız sadece bugünümüzü değil aynı zamanda yarınımızı
belirleyecektir.
Kaynaklar :
- Rifkin,Jeremy,Üçüncü sanayi devrimi,iletişim yayın evi,2014,1.baskı
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Kyoto_Protokol%C3%BC
- http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/02/03/turkiyenin-elektrik-ticareti-hacmi-yuzde-45-artti
- https://www.google.com.tr/searchq=reform&espv=2&biw=1366&bih=667&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=0CAYQ_AUoAWoVChMI4aXTg6XEyAIVyFssCh3AqADS#tbm=isch&q=e%C4%9Fitim+reform









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder